Constructing Security and Community in the Middle East: A Security Community Approach to the Structure and Agents of the Arab Spring

2014-10-10 12:03:34

ULUSLARARASI İLİŞKİLER, CİLT 11, SAYI 42, YAZ 2014

Oğuz DİLEK*

ABSTRACT

The main purpose of this paper is to problematize whether a Middle Eastern Security Community has ever gone further than a utopian mirage. Accordingly, it is inferred that a regional security community builds upon, at least, two antecedent conditions. The needed, but not sufficient precondition arrives when the peoples of a region re-imagine their security geography beyond its territorialisation among the scattered islands of nation states. Sufficient condition is then the presence of strong regional states with ideological appeal and material resources so as to build the first momentum towards a communal sense of security. This paper argues that the Arab Spring mostly met the first condition. The communal waves, at least briefly, united Arab people divided across the borders of multitude of states. But this short-lived ‘spring’ was not quite enough to forge a path from which the region could progress along the said direction. Whereas the classical cores of strength in the Arab world (Syria, Egypt and Iraq) are currently on the edge of an ultimate collapse; two non-Arab states (Israel and Iran) seem unwilling to cover this emergent power void.

Keywords: Security Community, Arab Spring, Middle East, Israel, Iran.

--------------

Ortadoğu’da Güvenlik ve Topluluk İnşa Etmek: Güvenlik Topluluğu Yaklaşımı ile Arap Baharı’nın Yapı ve Yapanları

ÖZET

Bu çalışmanın temel gayesi, Ortadoğu’da bir “Güvenlik Topluluğu” inşasının ütopik bir mucize olmanın ötesine neden geçemediğini irdelemektir. Buna göre, güvenlik topluluğunun en azından iki tane koşul üzerine inşa olduğu savlanmaktadır. Gerekli ama yeterli olmayan ön-koşul, ulus-devletlere bölünmüş egemenlik alanlarının ötesinde güvenlik coğrafyasının yeniden tahayyül edilmesidir. Yeterli koşul ise güvenlik topluluğuna doğru ilk itkiyi verecek, maddi kaynaklara ve ideolojik cazibeye sahip, güçlü bölgesel devletlerin ortaya çıkmasıdır. Bu çalışmada savunulduğu üzere Arap Baharı ilk koşulu kısmen karşılar niteliktedir. Toplumsal ayaklanmalar, kısa süreliğine de olsa, sınırlarla bölünmüş Arap coğrafyasını düşünsel olarak birleştirmiştir. Fakat bu kısa ömürlü ‘bahar’ bölgenin bahsedilen yöne doğru ilerleyebileceği “o” yolu açmaya pek de yeterli olmadı. Arap dünyasının bildik çekirdek güçleri (Suriye, Irak ve Mısır) nihai bir çöküntünün eşiğinde iken, ne Israil ne de Iran oluşan bu güç boşluğunu doldurmaya istekli görünmekte.

Anahtar Kelimeler: Güvenlik Topluluğu, Arap Baharı, Ortadoğu, İsrail, İran.

---------------------------

* Assist. Prof. Dr., Department of Political Science, Zirve University, Gaziantep, Turkey.

Makalenin pdf versiyonunu indirebilmek için tıklayınız...