NATO’nun Balistik Füze Savunma Sistemi ve Türkiye

2012-09-24 07:05:07

ULUSLARARASI İLİŞKİLER, Cilt 9, Sayı 34, Yaz 2012

Mustafa KİBAROĞLU*

ÖZET ABD, Soğuk Savaş sonrası dönemde Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerin balistik füze kapasitelerinin gelişmesinin yarattığı tehdit karşısında Ulusal Füze Savunma Sistemi konuşlandırma projesine hız verdi. Projeyi 2000’li yıllarda küresel ölçekli biçimde daha da geliştirdi. Lizbon Zirvesi, ABD’nin bu niyetini NATO müttefikleriyle paylaştığı zirveydi. Bu durum Türkiye’yi yakından ilgilendiren önemli tartışmaların yapılmasına neden oldu. Kamuoyunda “Füze Kalkanı” olarak adlandırılan projenin önemli ayaklarından biri Türkiye topraklarında konuşlandıracak olan radar sistemleriydi. Bu makalede, hava savunma sistemlerinin teknolojik özellikleri ve çalışma prensibi; ABD’nin 1990’lı yıllarda Ulusal Füze Savunma Sistemi geliştirmesi kararını etkileyen faktörler; Türkiye’nin tehdit değerlendirmesi ile bağlantılı olarak ABD yönetimi ile yapılan görüşmelerin kapsamı; 2000’li yıllarda ikili ilişkilerde yaşanan sorunların bu alandaki çalışmalara yansımaları; ABD’nin küresel ölçekli olarak geliştirdiği “Füze Kalkanı” projesini NATO müttefikleriyle paylaşmak istemesinin İttifak içindeki yansımaları; Türkiye’nin bu tartışmalardaki yeri; “Füze Kalkanı” tüm unsurlarıyla konuşlandırıldığında hangi coğrafyayı etkin bir şekilde korunaklı kılacağı, hangi stratejik önceliklere bağlı olarak operasyonel seviyede karar alma sürecinin nasıl işleyeceği ve Türkiye’nin nasıl bir politika izlemesi gerektiği yönünde yurtiçinde ve dışında yapılan tartışmalarda ortaya konulan görüşler ve gerekçeleri ele alınmaktadır.

Anahtar Kelimeler: NATO, Füze Kalkanı, Türkiye, İran, Balistik Füze, Hava Savunması ----------------------------- * Prof. Dr., Uluslararası İlişkiler Bölümü, İİBF, Okan Üniversitesi. Bu çalışmada yer alan kaynakların derlenmesindeki değerli katkılarından dolayı Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi ve University of Massachusetts Amherst, Siyaset Bilimi Bölümü Doktora öğrencisi olan Şirin Duygulu’ya teşekkürü bir borç bilirim.

Makalenin pdf versiyonunu indirebilmek için tıklayınız...