NATO’nun Değişen Enerji Güvenliği Algısı: Türkiye’nin Olası Konumu

2012-09-24 07:06:50

ULUSLARARASI İLİŞKİLER, Cilt 9, Sayı 34, Yaz 2012

Mehmet Efe BİRESSELİOĞLU*

ÖZET Dünya, enerji kıtlığı olasılığının farkına, 1970’lerde gerçekleşen enerji krizinin neticesinde varmıştır. Bunun sonucu olarak, “enerji güvenliği” tabiri NATO üyesi devletler başta olmak üzere dünya devletlerinin gündeminde yer almaya başlamıştır. O zamandan beri, ekonomik komite, endüstriyel planlama, terörizmle mücadele planları, petrol arzının güvenliğini sağlama planı ve sivil olağanüstü hal planlaması da göz önünde bulundurularak, enerji güvenliği NATO için önemli bir mesele haline gelmiştir. Buna rağmen, enerji güvenliği hususu, tutarlı bir politika ya da kapsamlı bir yaklaşımın bir parçası olmak yerine, yukarıda belirtilen faaliyetlerin bir parçası olmuştur. Fakat Soğuk Savaştan sonra üye ülkelerin sayısındaki artış ve ittifakın dönüşüm süreciyle birlikte güvenlik endişesi geniş bir alana yayılmıştır. Bu değişim enerjiyi de içeren kapsamlı bir güvenlikten daha fazlası olarak algılanmıştır. Artan fiyatlar, artan talep, arz güvenliği, terörizm ve doğal afetlerden meydana gelen teknik aksamaların da etkisi ile enerji güvenliği müttefikler için önemli bir endişe konusu haline gelmiştir. Riga zirvesiyle başlayıp Bükreş, Strasbourg/Kehl ile devam eden ve 2010 yılında Lizbon’daki Stratejik Konsept’le enerji güvenliğinin ittifak için çok önemli bir mesele olduğu kabul edilmiştir. Bu makale, NATO’nun yeni enerji güvenliği bakış açısını çağdaş enerji güvenliği anlayışla geliştirerek incelemektedir. Bunun yanında, NATO üyesi olan Türkiye’nin katkısını ve muhtemel etkisini tanımlamakta ve Doğu-Batı enerji koridorunda enerji köprüsü olma amacını da sorgulamaktadır.

Anahtar Kelimeler: NATO, Enerji Güvenliği, Türkiye ------------------------------- * Yrd. Doç. Dr. Sürdürülebilir Enerji Ana Bilim Dalı, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi.

Makalenin pdf versiyonunu indirebilmek için tıklayınız...